Schmöller ve Guthier: Planı olmayan kesintiler sorunları çözmez
Mainz Sosyal İşler Sorumlusu Jana Schmöller ve Ludwigshafen Sosyal İşler Sorumlusu David Guthier, sosyal devletin daha fazla kesintiye uğramasına karşı ortak bir tavır sergiliyorlar.
Yoğun bir çalışma ziyareti oldu ve net bir mesaj verdi: Mainz Eyalet Başkenti Sosyal İşler Sorumlusu Jana Schmöller ile Ludwigshafen am Rhein Belediyesi Sosyal İşler Sorumlusu David Guthier, bu hafta Mainz’da stratejik bir görüşme gerçekleştirdi. Rheinland-Pfalz eyaletinin en büyük ve ikinci en büyük şehirleri olan Mainz ve Ludwigshafen, birbirine çok benzeyen toplumsal ve mali zorluklarla karşı karşıya. Bu toplantı, sadece meslektaşlar arasında deneyim paylaşımı sağlamakla kalmadı, aynı zamanda federal hükümetin mevcut sosyal politikasına karşı net bir ortak tutumun ortaya çıkmasına da yol açtı.
Görüşmelerin odak noktası, federal hükümetin duyurduğu ve halihazırda uygulamaya koyduğu tasarruf tedbirleriydi. Schmöller ve Guthier, kendi görüşlerine göre belediyelerin gerçeklerini göz ardı eden bu sosyal kesinti politikasına karşı birleşik bir tavır sergilediler.
Schmöller ve Guthier, toplantının ardından yaptıkları açıklamada, “Merkez hükümeti bütçe kesintilerine gittiğinde, şehirlerde bunun sonuçlarını gecikmeli olarak ama tüm şiddetiyle hissediyoruz” dediler. Her iki departman başkanı da, federal hükümetten, iyi düşünülmüş bir etki değerlendirmesi içermeyen salt kesinti önerilerinden çok daha fazlasını bekliyor. Her iki şehrin pratik deneyimlerinden yapılan karşılaştırmalar açıkça şunu gösterdi: Federal hükümet merkezi sosyal yardımlarda tasarruf yaparsa, bu sorunları çözmez, sadece mali ve sosyal yükleri belediye düzeyine aktarır.
Bu yanlış gidişat, özellikle konut yardımı konusunda çok net bir şekilde ortaya çıkıyor. Her iki daire başkanı da, kesintilere veya gerçek kira ve enerji maliyetlerine göre ayarlamaların yapılmamasına karşı şiddetle uyarıyor. Konut yardımı, düşük gelirli hanehalklarının temel sosyal güvence sistemine düşmesini önlemek için en etkili araçtır. Bu alandaki yardımlar azalırsa, birçok aile doğrudan hayati bir sıkıntıya girer ve nihayetinde belediye yardım sistemlerine başvurmak zorunda kalır.
Aynı kararlılıkla, federal hükümetin entegrasyon kurslarına yönelik bütçe kesintilerine de karşı çıkıyorlar. Özellikle yerel düzeyde başarılı bir toplumsal ve mesleki entegrasyon bağlamında, bu kesintiler tamamen yanlış bir sinyal oluşturuyor. Dil ve oryantasyon kursları, bağımsız bir yaşam sürmenin ve işgücü piyasasına erişimin temel ön koşuludur. Bu alanda tasarruf yapanlar, zorlu çabalarla elde edilen entegrasyon başarılarını tehlikeye atar, belediyelere uyum sürecini zorlaştırır ve sonuç olarak şehirler için çok daha yüksek maliyetlere yol açar.
Schmöller ve Guthier, sağlık sektöründeki gelişmeleri ve GKV finansmanı ile ilgili reform tartışmalarını da büyük bir endişeyle izliyorlar. Artan ek primler ve sağlık hizmetlerinin yetersiz finansmanı, vatandaşları sadece doğrudan mali olarak zorlamakla kalmıyor; aynı zamanda, yasal sağlık sigortalıları için psikoterapi yerlerinin sayısında beklenen azalma da insanların sağlığı için ciddi bir risk teşkil ediyor.
Schmöller ve Guthier, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Federal hükümetten güvenilir bir çerçeve ve eşit şartlarda gerçek bir ortaklık bekliyoruz. Bir plan olmaksızın yapılan kesintiler sorunları çözmez, aksine insanların yaşadığı yerlerde, yani belediyelerimizde sosyal uyumu zayıflatır.”